Nükleer Fisyon
Ağır bir atom çekirdeğinin daha küçük çekirdeklere ayrılması ve bu sırada enerji ile yeni nötronların açığa çıkmasıdır.
Nükleer enerji, atom çekirdeklerinin yapısında depolanan enerjiden yararlanılarak elde edilen enerjidir. Günümüzde elektrik üretiminde kullanılan nükleer santralların büyük bölümü bu enerjiyi nükleer fisyon adı verilen çekirdek bölünmesi reaksiyonundan elde eder.
Fisyon sırasında ağır bir atom çekirdeği, bir nötronla etkileşerek daha küçük çekirdeklere ayrılabilir. Bu süreçte yeni nötronlar açığa çıkabilir ve çekirdeğin başlangıçtaki toplam kütlesi ile reaksiyon ürünlerinin toplam kütlesi arasında küçük bir fark oluşur. Bu kütle farkı, Einstein'ın E = mc² ilişkisi doğrultusunda enerjiye karşılık gelir.
Fisyon enerjisinin önemli bir bölümü reaksiyon ürünlerinin kinetik enerjisi olarak ortaya çıkar. Bu enerji çevredeki maddeler tarafından soğurulduğunda büyük ölçüde ısı enerjisine dönüşür. Nükleer santralların elektrik üretimindeki temel süreç de bu ısının kontrollü biçimde kullanılmasıdır.
Ağır bir atom çekirdeğinin daha küçük çekirdeklere ayrılması ve bu sırada enerji ile yeni nötronların açığa çıkmasıdır.
Fisyon ürünlerinin enerjisi yakıt ve soğutucu içerisinde ısıya dönüşür. Bu ısı daha sonra buhar üretiminde kullanılır.
Üretilen ısı, buhar çevrimi üzerinden türbini döndürür. Türbine bağlı jeneratör mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürür.
Nükleer fisyon, ağır bir atom çekirdeğinin iki veya daha fazla daha küçük çekirdeğe ayrılmasıdır. Reaksiyon sırasında yalnızca yeni çekirdekler değil, aynı zamanda serbest nötronlar ve enerji de ortaya çıkabilir.
Nükleer enerji üretiminde özellikle uranyum-235 önemli bir nükliddir. U-235 çekirdeği düşük enerjili bir nötron soğurduğunda kararsız bir duruma geçebilir ve fisyon geçirebilir. Fisyon sonucunda ortaya çıkan ürünlerin dağılımı tek bir sabit reaksiyonla sınırlı değildir; farklı fisyon ürünleri ve farklı sayılarda nötronlar oluşabilir.
Fisyon sırasında açığa çıkan nötronlardan bazıları başka U-235 çekirdekleri tarafından soğurulabilir. Bu çekirdekler de fisyon geçirirse yeni nötronlar ortaya çıkar. Böylece uygun koşullar altında zincir reaksiyonu meydana gelir.
Bir nükleer reaktörde amaç zincir reaksiyonunu kontrolsüz biçimde büyütmek değil, reaksiyonun istenen güç seviyesinde ve kararlı bir şekilde sürdürülmesini sağlamaktır. Reaktörün tasarımı, nötron ekonomisi, yakıt özellikleri, soğutucu, moderatör ve kontrol sistemleri bu sürecin yönetilmesinde birlikte rol oynar.
Fisyon sonucunda açığa çıkan nötronların başka fisyonlara yol açması, nükleer zincir reaksiyonunun temelini oluşturur. Bir fisyondan sonra ortaya çıkan nötronların bir kısmı yeni fisyonlara neden olabilir, bir kısmı ise başka çekirdeklerle etkileşebilir veya sistemden kaçabilir.
Reaktör fiziğinde önemli kavramlardan biri etkin çoğalma faktörü (keff) değeridir. Kontrollü bir güç reaktöründe normal işletme koşullarında zincir reaksiyonunun kararlı biçimde sürdürülmesi hedeflenir.
Nükleer reaktörlerin güvenli işletilmesinde reaktivite kontrolü temel konulardan biridir. Kontrol çubukları, çözünebilir nötron soğurucular ve reaktörün diğer tasarım özellikleri reaktivitenin yönetilmesinde kullanılabilir.
Uranyum, atom numarası 92 olan ağır bir kimyasal elementtir. Doğal uranyum başlıca uranyum-238 ve uranyum-235 izotoplarından oluşur; daha küçük miktarda uranyum-234 de içerir.
Uranyum-235 termal nötronlarla etkileştiğinde fisyon geçirme olasılığı yüksek olan önemli bir nükliddir. Bu özellik, U-235'i birçok termal nötron reaktöründe nükleer yakıtın temel bileşenlerinden biri hâline getirir.
U-235 çekirdeğinde 92 proton ve 143 nötron bulunur. Toplam nükleon sayısı 235 olduğu için bu nüklid uranyum-235 olarak adlandırılır.
Uranyum-238 ise 92 proton ve 146 nötron içerir. U-238, U-235 gibi termal nötronlarla kolay fisyon geçiren bir nüklid değildir; ancak reaktörlerde nötronlarla etkileşerek plütonyum-239 gibi daha ağır nüklidlerin oluşumuna giden süreçlerde önemli rol oynayabilir.
Nükleer yakıtın reaktörde kullanılabilir hâle getirilmesi ise yalnızca uranyum madeninden yakıt üretmekten ibaret değildir. Madencilik, cevherin işlenmesi, dönüştürme, gerektiğinde zenginleştirme, yakıt üretimi ve yakıt elemanlarının hazırlanması birbirini izleyen aşamalardan oluşan kapsamlı bir nükleer yakıt çevriminin parçalarıdır.
Nükleer reaktör, nükleer fisyon zincir reaksiyonunun kontrollü şekilde sürdürüldüğü sistemdir. Bir güç reaktörünün temel görevi, fisyon sonucunda açığa çıkan enerjiyi kullanılabilir ısıya dönüştürmektir.
Reaktörün içerisinde gerçekleşen nükleer süreç ile elektrik üretimi arasında bir dizi mühendislik sistemi bulunur. Yakıtta üretilen ısı soğutucuya aktarılır. Soğutucu tarafından taşınan ısı, reaktör tasarımına bağlı olarak doğrudan veya ikincil bir devre üzerinden buhar üretiminde kullanılır.
Oluşan buhar türbine gönderilir. Türbinin dönmesi jeneratörün mekanik olarak çalışmasını sağlar ve jeneratör elektrik enerjisi üretir.
Reaktör çekirdeğindeki yakıt içinde kontrollü fisyon reaksiyonları gerçekleşir.
Fisyonla açığa çıkan enerji soğutucuya aktarılır ve yüksek sıcaklıkta ısı elde edilir.
Buharın enerjisi türbinde mekanik enerjiye, jeneratörde ise elektrik enerjisine dönüştürülür.
Nükleer reaksiyonlar ve radyoaktif bozunmalar sırasında iyonlaştırıcı radyasyon ortaya çıkabilir. Alfa ve beta parçacıkları ile gama ışınları ve nötronlar, nükleer bilim ve teknolojide karşılaşılan başlıca iyonlaştırıcı radyasyon türleri arasındadır.
Radyoaktivite, kararsız atom çekirdeklerinin daha kararlı hâllere geçerken kendiliğinden dönüşüm gerçekleştirmesi olayıdır. Bu dönüşüm sırasında parçacıklar ve/veya elektromanyetik ışınım yayınlanabilir.
Radyasyonun canlılar üzerindeki etkisi; radyasyonun türüne, enerjisine, alınan doza, maruz kalma süresine ve vücudun hangi bölgesinin ışınlandığına bağlıdır. Bu nedenle nükleer tesislerde radyasyondan korunma ve radyolojik izleme sistemleri önemli güvenlik unsurlarıdır.
Radyasyonun bir maddeyi radyoaktif hâle getirmesi her zaman söz konusu değildir. Bunun mümkün olduğu durumlar özellikle nötronların bazı çekirdeklerle etkileşerek onları radyoaktif izotoplara dönüştürmesiyle ortaya çıkan aktivasyon süreçleridir.
Nükleer teknolojinin temel unsurlarından biri, radyoaktif maddelerin ve iyonlaştırıcı radyasyonun insanlar ve çevre üzerindeki risklerinin kontrol altında tutulmasıdır. Bu amaçla nükleer tesisler birden fazla güvenlik katmanına sahip olacak şekilde tasarlanır ve işletilir.
Nükleer güvenlik yaklaşımında tek bir ekipmana veya tek bir güvenlik önlemine güvenmek yerine, savunma derinliği anlayışı kullanılır. Yakıt kaplaması, reaktör soğutma sınırı, koruma yapısı, güvenlik sistemleri, izleme sistemleri ve işletme prosedürleri bu yaklaşımın farklı katmanlarını oluşturur.
Bunun yanında işletme personelinin eğitimi, bakım ve test faaliyetleri, güvenlik kültürü, acil durum hazırlıkları, düzenleyici denetim ve bağımsız güvenlik değerlendirmeleri de nükleer güvenliğin ayrılmaz parçalarıdır.
Nükleer santral ile fosil yakıt kullanan bir termik santral arasındaki temel benzerlik, her ikisinin de bir ısı kaynağından yararlanarak türbin ve jeneratör aracılığıyla elektrik üretmesidir. Temel fark, ısının elde edildiği kaynaktır.
Nükleer santralların reaktör tasarımına göre buhar üretim sistemi değişebilir. Örneğin Basınçlı Su Reaktörlerinde (PWR) reaktörün birincil devresindeki yüksek basınçlı su kaynamadan ısıyı taşır ve bu ısı buhar jeneratöründe ikincil devredeki suya aktarılır.
Kaynar Su Reaktörlerinde (BWR) ise reaktör çekirdeğinde ısınan suyun bir bölümü reaktör basıncı altında kaynar ve oluşan buhar doğrudan türbine gönderilir.
Nükleer olayların temelinde atom çekirdeğinin yapısı ve çekirdeği oluşturan proton ve nötronların özellikleri bulunur.
Kararsız çekirdeklerin daha kararlı hâllere geçerken gerçekleştirdiği kendiliğinden dönüşümlerdir.
Fisyon sırasında ortaya çıkan nötronların yeni fisyonlara yol açmasıyla sürdürülebilen nükleer reaksiyon sürecidir.
Fisyon ürünlerinin enerjisi büyük ölçüde ısıya dönüşür ve bu ısı enerji dönüşüm zincirinin başlangıç noktasını oluşturur.
Zincir reaksiyonunun kontrollü olarak sürdürüldüğü ve nükleer enerjinin kullanılabilir ısıya dönüştürüldüğü sistemdir.
Isı enerjisi, buhar ve türbin üzerinden jeneratöre aktarılır ve sonunda elektrik enerjisine dönüştürülür.
Nükleer enerji teknolojisini anlamanın başlangıç noktası atom çekirdeğinin yapısını ve nükleer reaksiyonların nasıl gerçekleştiğini anlamaktır. Güç reaktörlerinde temel enerji kaynağı çoğunlukla kontrollü fisyon reaksiyonlarıdır.
Fisyon sırasında açığa çıkan enerji ısıya dönüştürülür. Bu ısı, reaktör tasarımına bağlı olarak doğrudan veya dolaylı biçimde buhar üretiminde kullanılır. Buhar türbini döndürür; türbin de jeneratörü çalıştırarak elektrik üretir.
Ancak nükleer enerji yalnızca bir elektrik üretim teknolojisinden ibaret değildir. Atom fiziği, nükleer fizik, reaktör fiziği, termohidrolik, malzeme bilimi, radyasyon güvenliği, nükleer yakıt çevrimi, atık yönetimi, nükleer güvenlik ve düzenleyici denetim gibi çok sayıda bilim ve mühendislik alanının birlikte çalışmasını gerektirir.
Nükleer Enerji Dünyası içerisindeki sonraki bölümlerde atom, izotoplar, fisyon, radyasyon, nükleer reaktörler, yakıt çevrimi, nükleer güvenlik ve nükleer teknolojinin diğer uygulamaları daha ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.