HIZLI ÜRETKEN REAKTÖRLER (FBR)
Diğer tür reaktörler arasında bugüne kadar ticarileştirilmesi için yoğun çaba sarf edilen tasarımlardan bir tanesi Hızlı Üretken Reaktörlerdir (FBR). FBR'ler daha henüz ticari reaktör statüsü kazanamamıştır. FBR türü reaktörler kimi araştırma, kimi ticari prototip olmak üzere ABD, İngiltere, Fransa, eski Sovyetler Birliği, Almanya, Hindistan ve Japonya’da kurulmuş ve işletilmiştir. Deneysel bir FBR Almanya’da inşa edilmiş, fakat hiçbir zaman işletmeye alınmamıştır. Çin’de deneysel bir FBR hali hazırda inşa halinde bulunmaktadır. FBR Tarihçesi
ABD’de bir sonraki nesil FBR, EBR-II adıyla Idaho Ulusal Laboratuarında 1964 yılında alınmış ve 1994 yılına kadar işletmede kalmıştır. Bu tesis yaklaşık 20 MW enerji üretecek şekilde çalıştırılmış ve laboratuardaki araştırma tesislerine ısı enerjisi ve elektrik sağlamıştır. ABD’deki ilk ticari FBR, 94 MWe’lik Enrico Fermi santrali olmuştur. Lagona Beach, Michigan’da inşa edilen santral 1963 yılında işletmeye alınmıştır. Bu santralde 5 Ekim 1966 tarihinde bir zirkonyum parçasının sodyum soğutma kanallarını tıkaması üzerine reaktör kalbinde kısmı kalp erimesi oluşmuştur. Daha sonraki yıllarda da bu santralin peşini bırakmamış ve Mayıs–1970 tarihinde reaktörde sodyum yangını meydana gelmiştir. Ağustos–1972 tarihinde dolan işletme lisansının yenilenmesi, lisanslama otoritesi tarafından ret edilince, Enrico Fermi santrali bir daha çalıştırılmamıştır. 375 MWe kapasiteli Clinch River FBR santrali projesine 1972 yılında başlanmış, fakat Amerikan kongresi bu projeyi 1983 yılında durdurmuştur. Amerika’da en son yapılan hızlı reaktör Hızlı Nötron Akısı Test Tesisi (FFTF) adı verilen ve Washington eyaletinde 1980 yılında hizmete alınan deney düzeneği olmuştur.
Fransa Phenix santralinde sağladığı başarıdan da esinlenerek, Almanya ve İtalya ile işbirliği halinde 1200 MWe kapasiteli Superphenix’i 1984 yılında hizmete almıştır. Superphenix (Creys-Malville) dünya üzerinde kurulmuş en büyük kapasiteli FBR olma unvanını halen elinde bulundurmaktadır. Bu santralin sodyum soğutma sistemindeki paslanma ve sızıntıya çözüm bulunamamış ve santral 1997 yılında “çok yüksek maliyeti” nedeniyle kapatılmak zorunda kalınmıştır. Bu santral 1984-1997 yılları arasında da zaten doğru dürüst elektrik üretememiştir.
20 MWe kapasiteli ilk araştırma reaktörü KNK-II 1977 yılında işletmeye alınmıştır. KNK-II 1991 yılında kapatılmıştır. 300 MWe kapasiteli büyük çaplı SNR-300 reaktörü Kalkar şehrinde inşa edilmiş ve 1985 yılında tamamlanmıştır. SNR-300 politik baskılar nedeniyle hiçbir zaman işletmeye alınamamış ve daha hiç çalıştırılmadan 1990 yılında kapatılmıştır. SNR-300 bugün eğlence parkına dönüştürülmüş durumdadır.
İlk büyük kapsamlı Sovyet FBR reaktörü 1973 yılında Kazakistan’da hizmete alınan 350 MW elektrik kapasiteli BN-350 olmuştur. Kapatılana kadar Aktau şehrine 130 MW elektrik sağlamasının yanı sıra, günde 80,000 ton suyun tatlı suya dönüştürülmesinde de kullanılmıştır. Sovyetler Birliği FBR’lerin gücünü daha da geliştirerek 600 MWe kapasiteli BN–600 reaktörünü 1986 yılında Zarechny şehri yakınlarında hizmete almıştır. Bu reaktör bugün halen işletme halinde bulunmaktadır.
BN-600 santralinin ardından 800 MWe kapasiteli
BN-800 ve 1600 MWe kapasiteli BN-1600 reaktörleri öngörülmüş, fakat
Sovyetler Biriliğinin dağılmasının ardından yaşanan ekonomik güçlükler
nedeniyle bu iki proje öngörüldüğü gibi geliştirilememiştir. Japonya Joyo’dan elde edilen tecrübeler ışığından, 280 MWe kapasiteli daha büyük bir ticari protip reaktörü olan Monju’yu 1995 yılında hizmete almıştır. Bu reaktör Aralık-1995 yılında yaşadığı sodyum sızıntısının ardından kapatılmıştır. Monju uzun süre kapalı kapalı kalmasının ve birçok tasarım yenilemelerinin ardından 6 Mayıs 2010'da yeniden çalışmaya başlatılmıştır.
FBR Kuramı Doğal uranyum %99.3 uranyum–238 ve %0.7 uranyum–235 izotoplarından oluşmaktadır. Normal bir termal reaktörde sadece uranyum–235 izotopu yakıt olarak kullanılabilmektedir.
Sonuç olarak yakıt olarak kullanılamayan uranyum–238, kolaylıkla fisyon tepkimesine girebilen Plütonyum-239’a dönüşmektedir. Bu da normalde işe yaramaz bir maddenin, değerli bir yakıt çekirdeğine dönüşmesi anlamı taşımaktadır. Kullanılmış yakıtta oluşan Plütonyum-239’u ayrıştırıp, tekrar yakıt olarak kullanmak sayesinde, yakıt olarak kullanılamayan uranyum–238 izotopunu da değerlendirmek mümkün olabilmektedir. Hızlı reaktörler, enerji üretimi sırasında yakıt çekirdeği tüketiminden daha hızlı bir şekilde uranyum–238 izotopunu yakıt çekirdeği olan plütonyum-239’a dönüştürebilme kabiliyetine sahip reaktör düzenekleridir. Uranyum-235’in fisyon tepkimesine girmesi sonucunda ortaya çıkan yeni nötronlar yüksek enerjiye sahip “hızlı” nötronlardır. Bu hızlı nötronların yeni bir fisyon tepkimesine girme şanslarını arttırmak için aşağıdaki listelenen 2 yol bulunmaktadır:
Nötronların fisyon tepkimesine girme şanslarını arttırmanın bir başka yolu da uranyum–235 çekirdeklerinin konsantrasyonunu arttırmaktır (uranyum’u zenginleştirmek). Uranyum’un uranyum–235 izotopu açısından zenginliği %20’ler seviyesinde bulunduğunda, hızlı nötronlarla zincir tepkimesinin sağlanabileceği makul boyutlarda nükleer reaktörler yapmak mümkün hale gelmektedir. (Aynı amaca uranyum–235 yenine plütonyum–239 kullanarak ulaşmak da mümkündür. Yaklaşık %20 düzeylerinde uranyum–235 kullanmak yerine, yaklaşık %20 düzeylerinde plütonyum–239’da kullanılabilir. Uranyum–235 ile plütonyum–239 fisyon tepkimesine girme açısından benzer özelliklere sahip bulunmaktadır. ) Böylece yavaşlatıcı kullanılmadan zincir reaksiyonu sistemleri oluşturmak mümkündür. Nötronların yavaşlatılmadığı ve hızlı nötronlarla zincir tepkimesinin devam ettiği reaktör türlerin “hızlı reaktörler” adı verilmektedir. Zincir reaksiyonun devam edebilmesi için, fisyon sonucunda ortaya çıkan nötronlardan ortalama en az bir tanesinin yeni bir fisyon tepkimesine girmesi gerekmektedir. Fisyon sonucunda ortaya çıkan nötronların sayıcı birçok faktöre bağlı bulunsa da ortalama 2.5 adet nötron ortaya çıkmaktadır. Bu nötronlarından bir kısmı kaçınılmaz olarak reaktördeki yapısal malzemeler veya soğutucu tarafından yutulup yok olmaktadır. Fakat eğer bu nötronlardan 1’den fazlası uranyum–238 tarafından yutulacak ve uranyum-238’i plütonyum-239’a dönüştürecek bir tasarım gerçekleştirilebilirse, reaktör işledikçe yakıt atomların miktarı azalacağı yerde tam tersine artacaktır. Bu kavrama “üretme (breeding)”, bu işlemi yapan reaktörlerde üretken reaktör (breeder) adı verilmektedir. Aslında bütün reaktörlerde uranyum–238 bulunmaktadır ve bu uranyum-238’in bir kısmı nötronlarla tepkimeye girerek plütonyum-239’a dönüşmektedir. Fakat sadece “üretken reaktörlerde”, reaktör işledikçe yakıt çekirdeklerinin sayısı azalmamakta, tam tersine artmaktadır. Yakıt çekirdeklerindeki artış miktarı, reaktörün büyüklüğüne ve reaktördeki yakıt konsantrasyonuna ve tasarıma bağlı bulunmaktadır. FBR Tasarımı
FBR’ler hızlı nötron reaktörleri olduğundan,
reaktör kalbinden geçen soğutucunun nötronları yavaşlatmaması gerekmektedir.
Bu gereksinim, soğutucu olarak kullanılabilecek malzemeler üzerine kısıt
getirmektedir. Dünyada en yaygın olarak kullanılan soğutucu malzemesi olan
“su” bu amaç için uygun değildir, çünkü su çok etkili bir yavaşlatıcıdır.
Yapılan çalışmalar geride alternatif olarak sıvı metalleri ve asal gazları
(Helyum gibi) bırakmaktadır.
Soğutucu olarak kullanılmak amacıyla belirlenen sıvı metaller arasında,
cıva, kurşun, sodyum ve sodyum-potasyum karışımı bulunmaktadır. Kurşun
dışındakiler aslında araştırma reaktörlerinde de olsa daha önce denenmiştir.
Kurşun ve cıva çok zehirli maddelerdir. Ayrıca cıva çok da pahalı
bulunmaktadır. NaK sembolü ile gösterilen sodyum-potasyum karışımının da
bazı istenmeyen özelliklere sahip bulunmaktadır. Dolayısıyla mühendisler FBR
türü reaktörler için soğutucu olarak sodyumu tek alternatif olarak
belirlemiş bulunmaktadır. Havuz ve döngü tiplerin birbirlerine göre avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Havuz tipinde reaktör kabının tasarımı çok kolay bulunmaktadır. Fakat diğer yandan havuz tipinde reaktör kabı çok büyük olmakta, imalatı ancak santral sahasında gerçekleştirilebilmekte ve kalite kontrolü de çok zor olmaktadır. Havuz tipinde santral işleteme alındıktan sonra, havuz içinde kalan donanımların denetimi ve bakımı da zor olmaktadır. Döngü tipi reaktörler, başka tesislerde imal edilip, reaktör sahasında montajı yapılabilmekte ve daha küçük boyuta sahip bulunmaktadır. Bunlarda reaktör boru sistemleri daha karmaşık ve uzun da olsa, denetim ve bakımları çok daha kolay gerçekleştirilebilmektedir. Bugüne kadar her iki tip de kullanılmıştır. FBR’lerde tipik olarak 4 ana döngü bulunmaktadır:
FBR türü reaktörlerde, ısı üretimi diğer reaktör türlerinde olduğu gibi reaktörün kalbinde meydana gelmektedir. Reaktör kalbi altıgen yakıt demetleri ile oluşturulmakta etrafında çok sağlam bir destek yapısı bulunmaktadır. Yakıt demetlerinin altında demetleri yerli yerinde tutacak ve her yakıt demetine doğru miktarda soğutucunun akmasını sağlayacak bir ızgara yapısı bulunmaktadır. Nükleer enerji üretiminin meydana geldiği bölge aslında nispeten küçük bulunmaktadır (Japon MONJU tasarımında yaklaşık 1.8 metre yarıçapına ve 93 cm yüksekliğe, yani bir otomobil hacmi kadar).
Sodyum soğutucu reaktör kalbine, reaktör kabının altından pompalanmaktadır. Reaktör kabına giriş ve çıkış sodyum sıcaklıkları tasarıma göre değişmekle birlikte şu ana kadarki tasarımların büyük bölümünde giriş sıcaklığı 330-400°C aralığında, çıkış sıcaklığı da 430-550°C aralığında değişmiştir. Sodyum yakıt bölgesinden geçerken yakıt çubuklarının üzerinden yukarıya doğru akmakta, reaktör kalbini yukarıdan terk etmektedir ve reaktör kalbinden aldığı ısıyı enerjisini “ara ısı değiştiricisi” olarak bilinen düzeneğe taşımaktadır. Bu ısı değiştiricisinde birinci sodyum döngüsü enerjisini ikinci bir sodyum döngüsüne aktarmakta ve tekrar reaktör kalbine bir pompa yardımıyla dönmektedir. Birinci döngü sodyum pompaları mekanik elektrikli pompalardır. Pompa iki adet motorla donatılmıştır. İlk motor normal işletme sırasında, daha küçük boyuttaki ikinci motor da reaktör kapalı haldeyken kullanılmaktadır.
İkinci döngüde akan sodyumla ters yönde akmakta olan üçüncü döngü suyu ikinci döngünün enerjisini alarak buharlaşmakta ve kızgın buhar haline gelmektedir. Türbine gidecek bu kızgın buharın oluşturulması FBR’lerde genellikle iki aşamada gerçekleşmektedir. İlk aşama buhar üreteci aşamasıdır. Buraya üçüncü döngü suyu (besleme suyu) yaklaşık 250°C derecede gelmekte ve buhara dönüştürülmektedir. Kızdırıcı buhar üretiminin ikinci aşamasını oluşturmaktadır. Buhar üretecinden çıkan buhar kızdırıcıya girmekte ve yaklaşık 500°C’de kızgın buhar olarak çıkmaktadır. Kızdırıcının tasarımı kabaca buhar üreteci ile aynı bulunmaktadır. Kızdırıcıdan çıkan buhar türbin adasına gitmektedir. Türbinde enerjisini kaybeden buhar yoğuturucuda tekrar su haline dönüştürüldükten sonra ön-ısıtıcıdan geçirilmekte ve tekrar buhar üreteci-kızdırıcıya düzeneğine bir pompa yardımıyla gönderilmektedir. FBR’lerde soğutucu döngülerinin tasarımı biraz daha karmaşıktır. Çünkü soğutucu sodyum ısındıkça genişlemektedir. Tasarımda bunun da dikkate alınması ve genleşmeyi barındıracak fazladan boru bükümlerinin tasarıma eklenmesi gerekmektedir. FBR’lerde Yakıt Dış görüşleri birbirinin aynı bile olsa, aslında FBR’lerde 3 farklı tür yakıt demeti bulunmaktadır. Bunlar;
Yakıt
çubuklarında sadece ortadaki belirli bir bölge yakıt peletleri içermektedir.
Yakıt bölgesinin altında ve üstünde “eksenel battaniye” olarak adlandırılan
bölgede sadece uranyum–238 içeren peletler bulunmaktadır.
|